Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

15 Şubat 2012 Çarşamba

Çalar saat

Çok sıkıcı bir derste veya iş yerinde geçmeyen dakikalar..Bir ömür geçmiş gibi gelen bize ama saatimize baktığımızda inatla 1-2 dakika geçtiğini görmemiz.Ama tam tersi güzel bir ortamda ve en güzeli de sıcacık yatakta 1 dakika gözlerimizi kapatıp açtığımızda 40 dakika geçmesi.İzafiyet teoremi mi açıklıyor bunu yoksa henüz bir açıklması yok mu?

Günün yorgunluğu,işin stresi vardır üzerinde..Hem işlerle uğraşmıssındır saçma sapan hem kompleksleriyle amirlerinin sıkkındır canın dağıtmak istersin,bi yemek veya bir kahve diye çıkarsın arkadaslarınla e tabi 1 saat içinde kahve dönüşür biraya, vodkaya durmaz tabi durduğu gibi şişe de bir de aklına geldiyse bazıları boş yere..Gülersin ağlarsın hoplar zıplarsın olur 12-1 gelirsin eve..Tutmaz uyku hemen açarsın bilgisayarı boş boş ekrana baksan bile..Kitap okumak istersen uykun gelsin diye hayallerin izin vermez ona da.Dalar gidersin düşünerek geleceği,hayatını,olmasını istediğin hayatı..Artık her akşam gına gelene kadar dinlediğin şarkıları açarsın sırf sızmak için ekran karsısında zor olsa da dalarsın uykuya,ama gergindir için endişelenirsin sabah 7de duyacagın o sesten.Susmak bilmeyen,erteledikçe ertelenen saniye geçtikçe daha da sinir bozan alarm sesinden.. Geçirirsin içinden 1 günden ne olur gitmesem diye,bir yanda boş bir günün belki de öyle devam etmesi için can atacağın bir hayatın hayali diğer yan da çalışmanın o buz gibi zorunluluğu, geç kaldığında mahkeme duvarı gibi duran amirin ve yiyeceğin fırça..Döner durursun yatakta,irkilerek uyanırsın birden gözüne ilişir açık kalan bilgisayardan gelen ışık hemen saate bakarsın geç kaldığını düşünmenin heyecanı ile,yok daha 4tür saat,zor olsa da dalarsın yeniden şanslısındr belki bir daha uyanmazsın ya da dikilirsin yatağın başına her saat başı..Ve o an gelir cidden uyandıran, eline geçirdiğin herşeyi saate fırlatmak için yanıp tutuştuğun işe de paraya da gelmişe de geçmişe de sövmene sebep olan o iğrenç ses..Çalar saat...
Hatırlamazsın rüyalarını o ana kadar gördüğün ve muhtemelen en güzel rüyanı bölmüştür saat..Asıl hikaye bu andan itibaren başlar aslında.Ertelersin bir kere,iki kere,üç kere ya da üşenmezsin kurarsın yirmi dakika sonrasına en sonunda kapatırsın tamam kalkıyorum diyerek.İçini yakar sabahın soğuğu,sıcak yataktan uykusuzca çıkma düşüncesi ama yoktur çare..Ne de güzel rüyaydı o son gördüğün yüzünde gülümseme bırakan hani kimbilir nerde kiminle huzur bulduğun rüya..Ve işte o an izafiyet çıkar ortaya son kapamadan sonra alarmı,belki birkaç saniyeliğine kapatırsın gözlerini zor belki inanması ama o an bile görürsün rüya ve hatırlarsın o rüyayı hatta bilinçaltınnın gücüne göre belki 2-3 rüya görürsün..Ne tatlıdır o uyku uzatma dakikalarında..Ve birden açarsın gözlerini, apar topar kalkarsın, yüzünü yıkar giyinirsin çıkarsın kapıdan hemen 8.15tedir servisin son bir hamle yaparsın yetişmek için saldırırken kapıya o sırada ilişir gözün saate ama o da ne.Aynı mekan aynı sahne kimbilir bu hafta kaçıncı kere..Saat 9.00..Ve el edersin geçen ilk sarı taksiye..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder